Kitabiyat

el-Fütyâ el-Muâsıra

e-Posta Yazdır PDF

Dr. Halid b. Abdullah el-Müzeyyinî

Dâru İbni'l-Cevzî

1430/ 2009

904 sayfa

Allah (celle celâlühü) insanları cehalet ve nefsin hevasından kurtarmak için hak din ve hidayet ile gönderdiği son peygamberi Hz. Muhammed'e (sallallahu aleyhi vesellem) kitabı Kur'ân-ı Kerim'i indirmiş ve ona cevâmiu'l-kelim özelliğini vermiştir. O da Rabbinin kendisine verdiği görevi en güzel şekilde yerine getirerek ümmetine tebliğde bulunmuş; onlara hayrı göstermiş ve şerden sakındırmıştır.

O'nun ardından, insanların hidayet önderi, ilim, fıkıh ve fetva konusunda başvuru mercii sahabeleri olmuştur.

Onlardan sonra bu emaneti devralan ilim ehli de, her türlü tahrif ve değişiklikten korumak suretiyle bu emaneti/dini nesilden nesile aktarmışlardır.

Zaman içinde ilim ehli olduğu iddiasıyla, ahiret ilimleriyle dünyayı talep eden bazı kişiler ilimdeki dengeyi bozup fetva verme işine dalmaya başlayınca, fetva konusunda hakkı batıldan ayıracak, fetvanın kurallarını ortaya koyacak ve bu kargaşaya son vermek için âlimlerin ve yetki sahiplerinin üzerine düşen sorumlulukları belirleyecek ilmi araştırmaların ve şer'î çalışmaların yapılması ihtiyacı doğmuştur…

Kitabına bu manadaki sözlerle başlayan Dr. Hâlid b. Abdullah el-Müzeyyinî'nin Darulhikme'yi ziyaret ettiğinde kurumumuza hediye ettiği "el-Fütya el-Muâsıra" isimli eseri "günümüzde fetva" konusunu başta kaynakları, esasları, fetvanın yayılmasında kullanılan iletişim araçları ve kurumları olmak üzere her yönüyle ele alan geniş ve önemli bir doktora tezidir.

Kitap, giriş, dört bab ve bir hatimeden oluşmaktadır.

Yazar kitabın giriş kısmında fetvanın ve siyaset-i şer'iyyenin tarifi hakkında geniş bir malumat verdikten sonra birçok kişinin gafil olduğunu ifade ettiği siyaset-i şer'iyyenin fetvayla olan alakasına değinmiştir.

Yazarın bunun ardından, günümüzdeki fetva anlayışının başlangıç süreci ve bu sürecin başlamasında etkin olan siyasi ve idari değişiklikler, oryantalist eleştiriler gibi bir takım amilleri ele aldığı kısım kitabın önemli fasıllarından biridir.

Yazar giriş kısmını konu başlığı (el-fütyâ el-muasıra) hakkında bazı uyarılar ve fetva vermenin hükmü hakkında malumatlarla bitirmektedir. (s.11-56)

Kitabın birinci babında üç fasıl bulunmaktadır. Bu fasıllardan ilki fetvanın kaynaklarına tahsis edilmiştir. Yazar burada fetvanın kaynaklarını asıl ve fer’î olmak üzere ikiye ayırıp ilk bölümde dört asıl; Kur'ân, Sünnet, İcma' ve Kıyas'ı inceleyerek bunların tarifleri, hüccet oluşu ve günümüzde bu kaynaklara âlimlerin bakış açısını verir.

Fer’î kaynakların zikredildiği ikinci bölümde, kaynaklığı mezhepler arasında ihtilaflı olan maslahat, istihsan, seddü'z-zerâ'î, örf, sahabe kavli, şer’u men kablena ve mezhep imamlarının görüşleri konuları geniş olarak ele alınır. Mezhep imamlarının görüşlerinden bahsedilen kısımda mezhep imamlarının görüşlerinin mefhumuyla istidlalde bulunma, onların sözleri üzerinden tahriç yapma, tahricin şartları, çeşitleri ve günümüzde tahriçten nasıl faydalanıldığının anlatıldığı önemli alt başlıklar bulunmaktadır. Fetvanın kaynaklarının anlatıldığı bu birinci fasıl kitabın en uzun bölümüdür. (s.57-290)

Müellif birinci babın ikinci bölümünde, fetvanın genel esasları olarak nitelendirdiği makasıd-ı şeriâ, usul ve fıkıh kaidelerini inceler. Bunların tarifleri, önemi, kısımları ve günümüz fetva anlayışındaki usul ve fıkıh kaideleriyle ilgili arızalar ve problemler hakkında bilgi verir ve bunları örneklendirir. (s.291-356)

Birinci babın son bölümünde “günümüzde fetvanın özellikleri” başlığı altında kitabı orijinal kılan ve ona ayrıcalık kazandıran iki konu incelenmektedir.

Bunlardan birincisi günümüz fetva anlayışında fetvanın değişmesi konusudur: Yazar burada fetvanın hangi durumlarda değişebileceğine dair Karâfî, Şâtibi, İbn-i Kayyim, İbn-i Kemal Paşa ve İbn-i Abidin gibi geçmiş âlimlerin ve Yusuf Kardâvi, Mustafa Zerkâ ve Vehbe Zuhayli gibi günümüz âlimlerinin açıklamalarına yer vermekte, günümüzde fetvanın değişme sebeplerini zikretmekte ve son olarak fetva değişiminde uyulması gereken kuralları vererek bu konuyu sona erdirmektedir. (s.357-409)

Bu bölümün ikinci konusu ise günümüz fetva anlayışındaki ıstılah, istidlal, fetva ve beyanatlardaki düzensizlikten bahsetmekte, ehli olmayan kişilerin bu işlere girmesini, usul ve fıkıh kaidelerinin gereği gibi kullanılmamasını ve dinin garip kalışını bu düzensizliğin sebebi olarak göstermekte ve sonuç olarak bunun şeriatin insanların nezdindeki heybetini kaybetmesine, fesatçıların alanının genişlemesine yol açtığını/açacağını belirtmektedir. (s.410-446)

Kitabın ikinci babında, “fetvada katı tutum, gevşek tutum ve mutedil tutum” başlıklarından oluşan fetva metodu konusu incelemekte, bunların sebep ve sonuçlarından bahsedilmektedir. Bu bölümü de kitaba orijinallik katan kısımlardan biridir. (s.447-558)

Kitabın üçüncü babında, çok güncel bir konu; televizyon, radyo ve gazete, telefon, faks, internet ve email gibi iletişim araçlarıyla fetva verme ve fetva sorma konusu ele alınmakta, buna cevaz verenlerle reddedenlerin delilleri sunulup tercihte bulunulmaktadır. Bu babın son bölümünde fetvanın iletişim araçlarıyla ilgili geleceği üzerinde durulmakta ve bu araçları kullanarak topluma doğru bilgiyi ulaştıracak salih amel sahibi âlim ve fakihlerin yetiştirilmesinin gereğine vurguda bulunulmaktadır. (s.559-761)

Kitabın dördüncü ve son babında, ferdi ve ictimai fetva konuları incelenmekte, fetva komisyonlarının gelişimi anlatılmakta ve bunlardan altı tanesinin tanıtımı yapılmaktadır. (s.763-849)

Kitabın hatime kısmında ise, yazar yapmış olduğu çalışmadan çıkarmış olduğu sonuçları vererek adeta kitabın bir özetini sunmaktadır. (s.850-859)

 

Eseru’l-İhtilaf fi’l-Kavâidi’l-Usûliyye fihtilâfi’l-Fukahâ

e-Posta Yazdır PDF

Mustafa Saîd el-Hınn.

Allah Teala insanı başıboş bırakmamış ve bir takım emir ve yasaklar tevcih etmek suretiyle ona bir takım mükellefiyetler yüklemiştir. İnsandan sadır olan fiil ve tasarruflara Cenâb-ı Hakk'ın tayin ettiği şer’î hükümler O'nun (c.c.) kadim olan hitabından ibarettir. Biz insanlar O'nun bu hitabının hakikatine vakıf olamayacağımız için yine O'nun rahmetinin bir tecellisi olarak bu şer'î hükümlere yine O'nun (c.c.) koyduğu bir takım deliller ve emareler/alametler vasıtasıyla vasıl oluruz. Biz bu delil ve emarelere kısaca "edille-i şer’iyye" diyoruz.

Birçok çeşidi bulunan edille-i şer’iyyeler, delil oluşları açısından "ittifak edilenler" ve "ihtilaf edilenler" olmak üzere başlıca iki ana bölüme ayrılır. Delil oluşu noktasında ittifak edilenler Kitab/Kur'ân, Sünnet, İcmâ ve Kıyas'tır. Hakkında ihtilaf bulunan deliller ise daha çoktur (Sahabe kavli, İstihsan, Istıshâb, İcmâ-i Ehl-i Medine…). İlim ehlinin bir kısmı bunları şer’î delil addederken diğer bir kısmı ise bunun aksini düşünmüştür.

Bütün bunların yanında şer’î delillerin her iki türünden de ahkâm istinbatını mümkün kılan bir takım usûlî kurallar bulunmaktadır. Kimi zaman nassın sübûtu kimi zaman da hükme/manaya delalet keyfiyeti ve bunların uzantısı olan bir takım konularla ilgili olan bu kurallarda da –tıpkı şer’î delillerde olduğu gibi- ehl-i ilim arasında ihtilaf bulunmaktadır. Fıkıhta var olan ihtilafların altında çoğu zaman işte bu usulî/metodolojik kabuller yatmaktadır. Bu usûlî kabüller, birçok farklı konuda yer alan fer’î ihtilafın kaynağı durumundadır.

Mustafa Saîd el-Hınn tarafından el-Ezher Üniversitesine Doktora tezi olarak takdim edilen Eseru'l-İhtilaf fi’l-Kavâidi’l-Usûliyye fihtilâfi’l-Fukahâ isimli eser, bu usûlî kabüllerin İslam fıkhına olan etkisini sistematik bir biçimde incelemektedir.

el-Hınn araştırmasını "giriş", "altı ana başlık" ve "bir hatime" olarak kurgulamıştır.

Giriş bölümünde iki konu işlenmektedir:

a. Hz. Peygamber (s.a.v.) devrinde teşriin kaynakları

b. Fıkhî meselelerde ihtilafın doğuşu ve bunun en önemli sebepleri

“Hz. Peygamber (s.a.v.) devrinde teşriin kaynakları” başlığı altında “Teşriin iki ana kaynağı Kur’ân ve Sünnet”, “Hz. Peygamber döneminde ictihadın teşrideki rolü”, “Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ictihadı” ve “Sahabe-i kiram’ın ictihadı” gibi önemli meseleler işlenmiştir.

Daha sonra “Fıkhî meselelerde ihtilafın doğuşu” meselesine geçen yazar burada Sahabe-i kiram arasında gerçekleşen ilk ihtilafın “hilafet meselesi” olduğunu söylemektedir. Bu konudaki ihtilaf Sahabe-i kiramın iki kardeş grubu; “muhacirler” ve “ensar” arasında gerçekleşmiştir. Her iki grup da bir takım deliller ileri sürmek suretiyle kendi görüşünü desteklemiştir.

Bu ihtilaf haricinde Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in devr-i hilafetlerinde meydana gelen ihtilafın az olduğuna dikkat çeken yazar bunu, Sahabe-i kiramın hala tek bir merkezde; Medine’de bulunmasına ve istişare ilkesinin bu sayede sağlıklı ve başarılı bir şekilde işletilebilmesine bağlamaktadır. Fetihlerin çoğalması neticesinde Sahabe-i kiramın bu yeni topraklara göç edip kendilerine yeni vatanlar edinmelerinden sonra, karşılaştıkları meseleleri arkadaşlarıyla istişare etmek imkânından mahrum oldukları için “ferdî” olarak çözümlemek zorunda kalışları, “sahabe ihtilaflarını” nispeten çoğaltmıştır.

Yazar kitabında en önemli fıkhî ihtilaf sebeplerini 8 ana başlık altında toplamıştır:

1. Kıraatlerin ihtilafı

2. İlgili hadise muttali olamama

3. Hadisin sübutunu şüpheli görme

4. Nassın anlaşılması ve yorumlanmasında görülen farklılık

5. Lafzın müşterek/çokanlamlı oluşu

6. Delillerin teâruz halinde oluşu

7. Konuyla ilgili bir nassın bulunmayışı

8. Usul kurallarındaki ihtilaflar.

Bu sekiz önemli ihtilaf nedeninden ilk yedisini kısaca inceleyen yazar, daha sonra araştırmasının esas konusunu teşkil eden “Usul kurallarındaki ihtilaflar” meselesine geçer. Bu meseleyle ilgili ilk konu başlığı “lafızların hükümlere delalet yollarıyla ilgili usul kuralları”dır. Esas konuya girmeden önce “usul kurallarının doğuşu” ve “usul ilminde ilk telif veren kişi” mevzularına değinen yazar, lafızların hükümlere delalet yolları mevzuunu da usul ilminin iki menhecine göre; Hanefi ve Mütekellim menheclerine göre işler. Her iki menhec arasında yapılan karşılaştırmadan sonra “lafızların delalet yollarına ilişkin ihtilaflı olan kurallar” konusu ve bu usûlî ihtilafın fer’î meselelerdeki ihtilafa nasıl neden olduğu konuları kitapta derinlemesine incelenmiştir.

Yazar ikinci ana başlık altında yine lafızların delaleti ile ilgili kuralları bu sefer lafızların delaletinin “şümulü ve adem-i şümulü” açısından ele alır.  Burada âmm-hâss ve mutlak-mukayyed gibi lafız türleri ve bunlarla ilgili kurallar, yine her iki menhece göre gayet geniş bir biçimde incelenmiştir.

Kitabın üçüncü ana başlığı “Emir ve Nehiy ile ilgili usul kuralları”na tahsis edilmiştir. Bu bölümde yazar emir ve nehiy kavramları ile ilgili bazı önbilgiler sunduktan sonra, fakihler arasında ihtilaflı olan emir ve nehiyle ilgili usul kurallarına yer vermiştir. Daha sonra bu kurallar üzerinde cereyan eden ihtilafa dair örnekler üzerinde ilgili kuralların geniş bir tatbiki yapılmıştır.

Yalnız Kur’ân-ı Kerim ve yalnız Sünnet-i Nebeviye ile ilgili olan kuralları dördüncü ana başlık altında inceleyen yazar, burada “Kur’ân’ın başka bir tercümesi”, “namazda arap dili dışında başka bir dil ile kıraat etmek”, “şaz kıraatler”, “mürsel hadis, kıyasa aykırı olarak varit olan âhad hadis”, “umum belvâ’da varit olan âhad hadis” ve “ravinin ameline aykırı olduğu için haberin reddi” gibi fer’î meselelerdeki ihtilafa yön veren temel usul kurallarına dair teorik ve pratik tetkiklerde bulunmuştur.

Kitabın beşinci ana başlığı edille-i erbaa’dan icma ve kıyasla ilgilidir. İlk önce icma konusunu ele alan yazar, icma’ın tarifi ve hüccet oluşundan kısaca bahsettikten sonra delil oluşu ihtilaflı bir icma türü olan “Ameli Ehl-i Medine”yi incelemiştir. “Ameli Ehl-i Medine” ile ilgili olarak İmam Malik ve İbn Teymiyye’nin konuyla ilgili görüşlerine yer verildikten sonra bu delilin fer’î meselelerdeki ihtilaf üzerinde nasıl bir tesir icra ettiği çeşitli fıkhî örneklerle gösterilmiştir.

Aynı başlık altında incelenen ikinci konu “kıyas”tır. Yazar yine önce kıyasın tarifini zikretmiş daha sonra da hem kıyas taraftarlarının hem de karşıtlarının meseleye dair delillerini serdetmiştir. Daha sonra, ilk olarak kıyasa taraftar olanlarla olmayanlar arasındaki kıyas temelli ihtilaflara örnekler verilmiştir. İkinci olarak illet tespitinin neden olduğu ihtilaflar, üçüncü olarak hadlerle kefaretlerde kıyasın cari olup olmadığı meselesinin yol açtığı ihtilaflar ve son olarak da esmâ-i lugaviyyede kıyasın cari olup olmadığı meselesiyle ilgili ihtilaflara dair örnekler incelenmiştir.

Kitabın altıncı ve son ana başlığı “hücciyeti ihtilaflı olan deliller”dir. Burada sahabe kavli, ıstıshab ve maslahat-ı mürsele gibi, fakihler arasında hüccet oluşu tartışmalı olan deliller ve bunların yol açtığı fer’î ihtilaflar konu edinilmiştir.

Yazar el-Hınn, kitabının hatimesinde tatbik amaçlı olarak fıkhın ana konularından “nikâh babını” ele almaktadır. Burada yazar geride yaptığının aksine önce nikâh babı ile ilgili bir meseleyi merkeze alarak o mesele üzerinden tenevvu eden usul kurallarını incelemiştir. Yaklaşık yirmi kadar nikâhla ilgili meseleyi bu şekilde inceleyen yazar tezini bu tatbiki fıkıh babıyla bitirir.

645 sayfa hacmindeki kitabın elimizdeki nüshası, 1998 tarihli 7. basım olup Müessesetü’r-Risale tarafından yayımlanmıştır.

Ayrıca eserin Doç. Dr. Halit Ünal tarafından Türkçe çevirisi de Rey Yayıncılık tarafından Kayseri’de neşredilmiştir.

 
Sayfa 1 > 3

Duyuru

Birinci ve ikinci  sayılarımıza RIHLE başlığı altındaki menümüzden ulaşabilirsiniz.



RIHLE 5-6 KAPAK 
Rıhle 9