Bediüzzaman, İslam dünyasında yenilik, reform, ıslah… kavramları üzerinden gerçekleştirilmek istenen dönüşüme karşı durmuş bir alimdir. Müslümanların ihtiyaç duyduğu şeyin yeni ictihad değil, imanî ve amelî hayatın asliyetine kavuşturulması anlamında tecdid olduğunun altını çizmiştir. Modern dünyanın meydan okumalarına karşı seleften devralınan iman ve amel binasının muhafaza ve tahkim edilmesi gerektiğini söyler. Batı karşısında herhangi bir komplekse kapılmadan İslam'ı ve ulemanın bıraktığı mirası dirayetle müdafaa eder. İslam'ın sadece Müslümanların değil, insanlık aleminin tek kurtuluş reçetesi olduğunu sıklıkla tekrarlar.










