Rıhle'den

e-Posta Yazdır PDF

O'nun adıyla.

Ekonomik kriz, Irak ve –şimdi çapı büyütülen– Afganistan işgali, Pakistan'ın işgali aratmayan hal-i pürmelali, İran'ın nükleer enerji faaliyetleri, Türkiye'nin içeride ve dışarıda yaptığı "açılım"lar, Ergenekon davası, domuz gribi… Dünya ve Türkiye yüzeye vuran gündemlerle iştigal ederken Rıhle, yolculuğuna derinden ve fakat "sesli" bir şekilde devam ediyor.

Irak işgalini artık bütün dünya kabul etmiş durumda. Reelpolitik kendisini dayattı ve hiç bir şey olmamış gibi davranmaya başladık. İşin acı yanı, bu işgali "reel politik"in baskısı altında değil, "içimize sindirerek" kabullendik! Müslümanlar olarak neredeyse "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" gibi menfur bir haletin içine yuvarlandığımız şu günlerde İtalyanlar adeta günah çıkarırcasına Amerika'nın Fellûce'de işlediği akıl almaz cinayetler üzerine belgeseller sunuyorlar kamuoyuna… Üzerine haç işareti çalınmış Mushafların, fosfor bombalarıyla tanınmayacak hale gelmiş canların, uydudan bakınca kapkara bir haritayı andıran Fellûce'nin acısı değildir elbet İtalyanların içine düşen…  Gâvurun bile sergilemekten kaçınamadığı "bir şeylerden beriydim" tavrında, asıl teberri edilmesi gerekenin, İslam dünyasının "reelpolitik"e bu denli elsiz-ayaksız teslimiyeti olduğunun anlatımı vardı…

Adına "demokratik açılım" denen süreç de Irak işgalinin doğurduğu kaçınılmaz bir sonuç olarak ülkemizin gündemine girmiş bulunuyor. Tepkiler, karşı savunmalar meselenin tabii yansımaları olarak karşılanmalıdır; ancak asıl soruyu, bu açılımı yapan iktidara bütün gücüyle ve samimi biçimde destek veren "İslamî kesim"in payına işbu "demokratik açılım"dan düşen payın ne olduğu meselesi oluşturuyor. Bir süre daha böyle devam ederse, birtakım taleplerde bulunan bir "İslamî kesim"den söz etmek anlamsız hale gelecek. Zira "İslamî kesim", değişen şartlara "uyum sağlama"daki başarısıyla farklı sosyolojik incelemelerin konusu olmaya başladı bile!..

Afganistan işgalinin ABD ve "gelişmiş ülkeler" için bir "prestij" mücadelesine dönüştüğü günümüzde, üzerinde asıl durulması gereken mesele, bu işgalin dünyadaki İslam karşıtlığı vakıasına yaptığı lojistik katkıdır. Taliban imajı, İslam düşmanlığının aleniyet kazanmasına ve Müslümanlardan dahi kayda değer oranda destek görmesine son derece büyük bir etki yapmaktadır. Bir süre sonra bizi büyük bir "düşman"dan kurtardığı için "hür dünya"ya minnet duymaya başlayacağız! Bu arada "Taliban imajı" derken aslında ortaya salınmış bir Batı imajından söz ettiğimizi belirtmek zait olsa gerek. Ortada bir imaj var ve değil mi ki bu imaj Müslümanı, Müslümana yardımdan, duadan, en azından dilini ona karşı tutmaktan alıkoyuyor. Bu merhalede kalmış Müslümanlara, harim-i ismetine dokunulmuş bir tek Müslüman canın hesabını sormanın ne anlama geldiğini; Allah'ın muradı doğrultusunda yaşamak isteyenlere dünyanın nasıl dar edildiğini anlatmanın zorluğunu varın siz hesap edin…

"Taliban-Pakistan medreseleri" adı altında gündemimize sokulan ve üzerinden türlü türlü stratejik hesapların yapıldığı "medrese" ve sonrasında "İslamî eğitim kurumları" ayrıca üzerinde durulması gereken bir husus. Önce Suriye'de bombalı eylem yapacakları haber alınıp yakalandı birileri ve o diyarın saygın bir üniversitesinde eğitim veren bir hocanın talebeleriymiş gibi kamuoyuna sunuldular, sonra da eğitim için o ülkeye giden yabancı öğrencilerin önü büyük ölçüde kesildi. Aynı olayın benzeri Hindistan'da yaşandı ve netice aynı oldu. En son İslamabad Uluslar arası İslam Üniversitesindeki patlamalar yaşandı. Hasıl-ı kelam, Müslümana karınca kararınca İslamî eğitim veren merkezlerin tamamı bu kez böyle bir oyunla karşı karşıya. Bombalamakla bitiremeyeceklerini anlamış olmalılar ki içerden vurma hesapları başladı… Bize kimliğimizi veren medrese, cami, kütüphane vb. her ne varsa ya yok edilmek, ya da aslî hüviyetinden uzaklaştırılmak isteniyor.

Bir daha düşünmeliyiz: Obama ile Bush arasında gerçekten ne fark var? ABD'nin Irak, Afganistan, Filistin… meselelerinde izlediği politikada herhangi bir değişiklikten söz etmek ne kadar tutarlı?!

İç politik gündeme damgasını vuran Ergenekon sürecinin Afganistan ve Irak işgalleri ile bağlantılı değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Küresel politikalara ya engel çıkarabilecek ya da arzu edilen tarzda uyum sağlama kabiliyetini kaybetmiş bulunan çevrelerin tasfiye edildiği bir süreç bu.

***

"Açılım" söylemi eşliğinde gündemimize taşınan diğer bir husus "Kürt meselesi"… Üstünlüğü sadece takvada gören bir dinin mensuplarının ne hale getirildiğini, nelere razı kılındığını ibretle izliyoruz. Kürtleri, bir zamanlar Türkler için yaptıkları ve büyük oranda başarılı oldukları gibi İslam'dan kovma çabalarının bir hediyesi diyebileceğimiz bu tür -sözümona demokratik- açılımların başımıza yeni belalar açmaması Cenab-ı Hak'tan niyazımız olsun… Muhammed İkbal'in "Otağlarımız ayrı kurulmuş olabilir, ama gönüllerimiz birdir bizim" ifadelerinde güzelliğini bulmuş "kardeşliğin" en değerli örneklerinden birini bu topraklarda yaşatmış iki milletin, sokak sokak çatıştırılmasından endişe duyduğumuz şu günlerde Hz. Peygamber (s.a.v)'in: "Her kim Müslüman kardeşini haksız yere göz işaretiyle dahi korkutursa Allah Teala kıyamet günü onu mutlak korkutur" hadisi aklınızda bulunsun.

***

İkinci yılımızın içinde olduğumuz halde fiyat politikamızda bir değişiklik yapmadık. Her ne kadar bizi maddî açıdan hayli zorlasa da, Rıhle'nin olabildiğince fazla sayıda "okuyan" insana ulaşması buna değer…

***

Bu sefer de yeni yerimize taşınma gailesi, vaktinde çıkma konusundaki kararımızı hayata geçirmemize mani teşkil etti. Anlayışınız ve derin hoşgörünüz için gerçekten müteşekkiriz.

***

17 Aralık günü hicrî 1431. yılın ilk gününe (1 Muharrem) adım atmış oluyoruz. Rabb-i Zülcelal'den niyazımız, yeni hicrî yılın, aidiyetlerimizle sahih ve sahici bir ilişki kurma şuuruna ulaşmamıza vesile olması…

 

Duyuru

Birinci ve ikinci  sayılarımıza RIHLE başlığı altındaki menümüzden ulaşabilirsiniz.



RIHLE 5-6 KAPAK 
Rıhle 9