Günümüz Müslümanları, kaybettiklerini doğru adreste aradıkları düşüncesiyle, (Sünnet, Usul-i Fıkıh vb. gibi) başka hiçbir şeyi dikkate almadan Kur’ân üzerinde yoğunlaşıyor. Adres doğru, ya pusula?
Pusulanın doğru istikameti gösterdiğinden emin olmak da yetmiyor. Bizi pusulanın yönlendirdiği yere gittiğimizde bulduğumuzun, aradığımız şey olduğundan emin olmak zorundayız.
Hatta bu da yetmiyor; belki en başa dönüp, "aradığımız" şeyin gerçekten "muhtaç olduğumuz" şeyin tam karşılığı olduğu konusunda da elimizde bir garanti olmalı.
Doğru sorular sorup doğru cevaplar almadıkça nereye, ne yapmak üzere gittiğimizden de, yaptığımız şeyin doğru olduğundan da kesinlikle emin olamayız. Yani Kur’ân'dan doğru cevaplar alabilmek, ona doğru sorular sormaya bağlıdır. İşte Kur’ân anlayışımızı, Kur’ân'la ilişkimizi ve Kur’ân'a doğru sorular sorup sormadığımızı sorgulamak adına hazırladığımız soruşturma soruları ve cevapları:
1. Tarihselcilik (Kur’ân nasslarının bütün zamanları bağlayıcı olmadığı) düşüncesinin kaynağı nedir? Kur’ân ayetlerinin tarihselliğini iddia etmenin “İslamî” bir temeli olabilir mi?
2. Hermenötik (Kur’ân nasslarının her dönemde ve herkes için “ayrı” bir mana ve delaletinin bulunduğu) düşüncesinin temeli nedir? Bu düşüncenin “İslamî” bir zemini olabilir mi?
3. Tefsir Usulü’nde mevcut delalet (lafzın, ibarenin, işaretin, iktizanın… delaleti) sisteminin günümüz şartlarına ve anlayışına hitap etmediği iddiası hakkındaki düşünceniz nedir?
4. Kur’ân ilimleri ve Tefsir Usulü konusunda birikim sahibi olmadan Meal okumak ne getirir, ne götürür? Sade/sıradan bir Müslümanın Kur’ânla ilişkisi nasıl olmalıdır? Sade/sıradan bir Müslüman “ne yapmak üzere” ve “nasıl” meal okumalıdır?
5. Kur’ânla sınırlı bir İslam anlayışı mümkün ve gerçekçi midir? Kur’ân’la yetinmeyi telkin eden ve Kur’ân dışındaki kaynakları (Sünnet, İcma vb.) örtülü veya açık bir şekilde geri plana iten/reddeden yaklaşımların sebepleri ve sonuçları nelerdir?










